Anasayfa / Haberler / Yerel / Paskalyayı Samandağ’da Kutlamak

Paskalyayı Samandağ’da Kutlamak

Yeniden Doğuş Bayramı
İsmail Zubari
Ey Vasi; şimdiye kadar sana Samandağ’ın doğal ve tarihi bölgelerinden bir kısmını anlatmaya çalıştım, ancak kültürel özelliklerinden çok fazla bahsetmedim. Sadece satır aralarında değindiğim konular oldu. Bugün sana bizim engin denizin içinden bir yudum su vermek istiyorum. Zengin bahçemizin farklı renklerinden Arap Hıristiyanların her yıl genellikle nisan ayında kutladıkları Paskalyadan, yani diriliş bayramından bahsedeyim.
Hatay ve Mersin’de yoğun olarak yaşayan Arap Hıristiyanlar resmiyette Rum Ortodoks Hıristiyanlar olarak geçer. Ancak buradaki Rum kelimesi Yunan Rum’u değil Romalı anlamındadır. Dini tarihi kitaplarda bölgemizde yaşayan İsevîlerin, Romalılardan kalan insanlar olduğu ifade edilir. Bu konuda sana en geniş bilgiyi Basil Çapar amcamız verebilir. Bir gün gel de onun derin bilgisinden bizlere anlatacaklarını dinleyelim.
Bildiğin gibi Samandağ farklı etnik ve kültürel yapıları içinde barındıran kozmopolit bir bölgedir. Burada yüzyıllardan beri herkes karşıdaki insanın inançlarına saygı çerçevesinde hoşgörüyle yaklaşır ve onu bu toprakların aslî unsuru olarak görür. Kimse kimseyi incitmez, komşusunun başına bir şey gelmesinden çekinir. Herkes insanî duygularla birbirine yaklaşır ve zor günlerinde yanında bulunur. Bu anlayış içerisinde gelişen yaşam kültürü, gelenek ve görenekleri etkilemiş, toplumun tüm kesimlerine yayılmıştır.
Sana anlatacağım Paskalya bayramı Hıristiyan vatandaşların inancında çok önemli bir yer tutar. Bu günde Hz. İsa’nın yeniden dirilişi sembolize edilir. Bunun diğer bir adı Fısıh bayramıdır. Ancak Yahudilerin Fısıh bayramıyla karıştırmamak gerekir. İncil kitabında anlatıldığı gibi Hz. İsa çarmıha gerildikten üç gün sonra dirilir ve havarîlerine göründükten sonra göğe yükselir. Mesih İsa adına kutlanan bu bayram ayrıca yumurta bayramı olarak da bilinir. Hıristiyanlar bayram günü gece yarısından sonra sabaha karşı kilise bahçesinde toplanıp şenliklerle kutlarlar. Aynı gün öğleden sonra yine kilisede toplanır; ayin düzenlenir ve herkes yanında getirdiği yumurtaları tokuşturur. Bu yumurtalar genellikle soğan kabuklarıyla kaynatılarak kırmızı renge veya farklı renklerde boyanıp desen verilmiş olabilir. Tokuşturma sırasında yumurtanın kırılması dirilişi sembolize eder. Yumurta tokuşturmak isteyen kişi “Bırrrışşş” (meydan okuma) diyerek karşıdakileri yumurta tokuşturmaya davet eder. Yumurtası kırılan kaybetmiş sayılır ve kırılan yumurtayı rakibine verir. Bu arada Kam ıl Mesih, min beyn il emvet “İsa dirildi ölüler arasından” diye başlayan bir ilâhî, Arapça olarak söylenir ve tokuşturma süresince sürekli tekrarlanır. Gençler son yıllarda firavun yumurtası denen küçük ama kabuğu sert yumurtaları bulmak için Hatay’ın neredeyse tüm köylerini dolaşarak toplama yarışına girdiler. Bu yüzden bazı köylerde sırf bu bayram için Firavun tavuğu yetiştiren aileler vardır. Söz konusu yumurtalar normallerine göre daha pahalıya satılmaktadır.
Ey Vasi; ilk gençlik yıllarımda Paskalya bayramına gittiğim zamanlar kendimi tarihin içinde hissederdim. Neredeyse 2000 yıldır kutlanan ve değişmeden günümüze kadar gelen ayin geleneği aynen sürmekteydi. Bu bizim için bir şanstı. Çünkü dünyada farklı kültürleri aynı coğrafya içinde görüyor, yaşıyorduk. Bu durum yetişen çocuklarımız için de bir algı zenginliği yaratıyordu. Arkadaşlıklar kuruluyor, bilgi hazinesi genişliyordu. Her şeyden önemlisi insanların farklı inançlara sahip olduklarını küçüklüklerinden beri öğreniyorlardı. Bu sayede büyüdüklerinde kendi memleketlerinden dışarıya çıktıklarında uyum sorunu yaşamıyorlar.
Aslında paskalya uzun bir süreci kapsar. Önce 40 gün süren bir oruç dönemi vardır. Ancak bu oruç Müslümanlar gibi yeme-içmeden tamamen kesilme olarak değil hayvansal gıda ve ürünlerinden uzak durma şeklinde ifa edilir. Yani et, yumurta, peynir gibi yiyecekler yenmez, sadece bitkisel ürünler tüketilir. Bir bakıma Hz. İsa’nın vejetaryen yaşamı örnek alınır. Oruç dönemi başlamadan önce birer hafta arayla et ve peynir karnavalları kutlanır. Önce et karnavalı yapılır ve insanlar et yemeği keserler. Ardından bir hafta sonra peynir karnavalı kutlanır. Bu karnavaldan sonra da peynir, süt ve benzeri gıdalarla yumurta yenmemeye başlanır. Ancak bu oruç dönemi çocukları kapsamaz. Yetişkinlerden gönüllü olarak tutmak isteyenler orucu ifa eder. Oruç tutanlar zeytinyağlı ve sebzeli yemekleri yapar ve yerler.
Bu konuda bilgi almak üzere Basil Çapar amcayı ziyaret ettim. Kendisi Hıristiyan olmasına rağmen İslâmiyet ve Yahudilik hakkında da derin bilgilere sahiptir. Dini konularda aklına takılan ne varsa gider sorarsın. Hangi kitapta, hangi ayette olduğunu anında sana söyler. Müthiş bir hafızaya sahip ve okumadığı kitap yok gibidir. Özellikle dini ve tarihi kitaplara özel bir ilgisi vardır.
Dini bayramlar çoğunlukla kullanılan takvime bağlı olarak her sene farklı günlere denk gelir. Dini günlerin hesaplanması karmaşık bir iştir ve ben daha bunun nasıl yapıldığını anlamış değilim. İşte bu nedenle Basil amcaya gittim, aklıma takılan soruları sordum. Önce Ortodoks Hıristiyanlığı öğrenmek istedim, Ortodoks ne demektir diye? Ortodoks; doğru yoldan ayrılmayan demekmiş. Peki, oruçtan önce kutladığınız karnavalların ne anlamı vardır diye sordum? Bana ta Âdem’le Havva’nın cennetteki yaşamlarından başlayarak, yasak meyvenin yenmesi, günaha girme ve sonrasını uzun uzun anlattı. Çok merak ediyorsan gel sana da anlatsın. Şimdi buraya yazsam kitap olur. Karnavallar günaha girmeden önceki yaşamı temsil eder. Ancak bazı ülkelerdeki karnavalları tasvip etmiyor. Onlar tamamen cinselliği ön plâna çıkarıyorlar ve günaha giriyorlar diye sitem ediyor. Samandağ’daki karnavallarda bayram havası vardır. Kalabalıklar meydanda toplanarak davul zurna eşliğinde oyunlar oynanır ve geniş bir dairede halay çekilir.
Paskalyadan bir hafta önce “Dallar Bayramı” adıyla çiçek bayramı kutlanır. Arapçada Şağnine diye bilinir. Bu günde insanlar en güzel elbiselerini giyer ellerinde çiçek demetleriyle mezarlıklara giderler. Mezarlıklar rengârenk çiçeklerle dolar. Burada yaklaşan Paskalyanın müjdesini yaşar ve kilisede ayin yapıldıktan sonra evlerine dönerler. Bunun anlamını da Basil amcaya sordum. Bu sefer Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinden bir hafta öncesinden başlayarak yine uzun uzun anlattı. Çarmıha gerilmeden önce Kudüs’se gelen Hz. İsa’yı insanlar coşkuyla zeytin dalları ve çiçeklerle karşılarlar. Bunun anısına kutlandığını söyledi. Ancak Hz. İsa çarmıha gerileceğini biliyordu. Bu yüzden havarîlerine çeşitli tavsiyelerde bulunur.
Son olarak Paskalyanın niye hep Pazar gününe denk getirildiğini sordum? Hz. İsa’nın Cuma günü çarmıha gerildiğini, üçüncü günde yani Pazar günü dirilip göye yükseldiğini söyledi. Bu yüzden Paskalya mutlaka Pazar günü kutlanır. Tabi Basil amca hızını alamayarak sonrasında gelişen olayları da anlattı ama dediğim gibi hepsini yazarsam derginin hacmi yetmez.
Ey Vasi; bu bilgiler ışığında Paskalyanın ne olduğunu anladığını umarım. Eğer tam anlamadıysan yazımı bir daha oku veya Basil amcaya git.
Paskalyayı Arap Alevîlerinin de kutladığını ifade etmeliyim. Aleviler bu bayramı “İrtifeğ İsa” (Hz. İsa’nın göğe yükselişi) adı altında kendi geleneklerine göre herise yaparak Hıristiyanlardan farklı gün ve zamanlarda iki kere kutlarlar. İki kere bayram olmasının sebebi Hz. İsa’nın havarîlerine görünmek için yeryüzüne inmesi ve tekrar göğe yükselmesinin inanç akidelerinde yer almasından kaynaklanmaktadır. Arap Alevîlerine göre tarih boyunca gelmiş geçmiş tüm peygamberler, evliyalar, bilim adamları ve insanlığa hizmet etmiş her kimse kutsal sayılır. Hz. İsa’nın göğe yükselişi de Tanrının önemli mucizelerinden birisidir. Bu nedenle inançta önemli bir yer tutar. Alevîlerin yumurta bayramı ise “iyd el sabatağş” adı altında Nevruz’u temsilen kutlanır ve her sene 30 Mart’a dek gelir. Bayramları bir gün sana anlatmak istiyorum ama herhangi bir yanlışlığa düşmemek için uzun bir çalışma yapmam gerekiyor. Bana sabretmeye devam edersen bir gün onları da anlatırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.