Anasayfa / Gezi Rehberi / Ziyaretler / Hıdır Al Asi Ziyareti [Sutaşı]

Hıdır Al Asi Ziyareti [Sutaşı]

Hıdır Al Asi Ziyareti [Sutaşı]

Canım kızıma 10.09.2017

Bugün, yaz sıcaklarının uzun sürmesi nedeniyle senenin ilk ziyaret hikayesini almak için Sutaşı’nın bitişiğinde bulunan bir ziyarete gitmeye karar verdim. Aslında buraya gelmeyi uzun zaman önce İrfan adlı ziyaretin komşusu olan bir genç tarafından planlamıştık sadece planın uygulanması uzun sürdü fakat yine de çok ilginç bilgiler çok ilginç hikayeler dinledik. Belki seninle beraber bir kaç kere daha gider bu hikayelerden daha ne varsa alır yazarız, kim bilir…

Bedia teyze seni çok sevdi ve bize ziyaretin hikayesini anlatmaya başladı…

“Hz Musa Hz. Hızır’a bir sepet ve sepetin içinde iki ölü balık verir ve şöyle der;

“Bu balıklar ve asa’n sana yol gösterecek, hangi yerde asanı vurupta bu balıklar canlanırsa orası senin bu hayattan sonra dinleneceğin ve insanlara huzur verebileceğin diğer 366 yerden biridir”

diye söyler. Hz Hızır Samandağ’ın kadim ormanlıklarında Asi nehrinin kenarında yürürken önündeki mermer taşına asasını vurur ve sepeti birden hareketlenmeye başlar. Sepete baktığında balıkların canlandığını görür ardından mermere oturur. O günden beri orada nurlar ve ışıklar belirir ve zamanın şeyhleri oranın kutsal yer olduğunu bilir ve gerekli çalışmaları yapar.

Orası Samandağ’ın en doğusunda bulunan ziyaretlerinden biridir oradan sonra yol uçsuz bucaksız ormanlara asinin dolup taştığı yataklara ulaşır.

Ziyaret bakıcısı Bedia teyze yaşanmış olayları tek tek bize anlatırken sende çikolatalarını açmaya çalışan yaramaz bir bebektin.

Hıdır Al Asi’de yaşananlar dinleyenleri büyülüyor ve sen büyüyünce eminim ki bunları çocuklarına anlatıp sende onları büyüleyeceksin.

Belki bilirsiniz; Eskiden Devlet Su İşlerinin Sutaşı’nın batı kısmında bir santrali vardı. Oradan bahçelere, ilçeye su temin edilirdi. işte o inşaat yapılmaya başlandığında gelen tüm kepçeler kamyonlar bir bir arızalanıyor, işler daha başlamadan durduruluyordu. Yaşar adlı inşaat şefi bu yaşadığı olayı köy halkına anlatınca ona bir şeyh’e uğramasını söylemişler ve Yaşar abimiz soluğu köyün şeyhinde alır. Şeyh ise ona oraya yakın olan ziyaretin bu yapılan çalışmalardan rahatsız olabileceğini ve eğer bir çalışma yapılacaksa önce bir kurban kesip köy halkına dağıtmalarını önermiş. Nitekim adak adandıktan ve evler kurbanın etleriyle dolduktan sonra yapılan hiç bir çalışma zarar görmemiş aksine belirlenen tarihlerden daha kısa sürede bitmiş.

Diğer yaşanan olay ise hayvanlara bakış açını değiştirecektir. Seni elimden geldiğince yaşadığın doğayla uyum halinde büyütmek benim doğa anaya borcumdur bunu tek hatırlatan ben değilim. Bedia nenemizde kendi yaşadığı hikayeyi bizimle paylaşıyor dinleyelim;

“Ben daha gençken ziyarette sürekli siyah fakat yeşil ve beyaz benekleri olan yılan görürdük fakat ne büyük ne de küçüktü yine de bizi korkutmaya yeterliydi. kızımla ziyaretin bakımını yapmaya gitmiştik. Bakım dediğimiz olay Eskiden beton sandalye veya oturulacak alanlar yoktu çamurlu toprağa hasırlar serilir ve üstüne oturulurdu. Bir adağın ardından toplama işi bize düşerdi. nitekim tüm herkes gidip son hasırları toplayıp tam yerlerine koyacakken hasırın birinde bir yılan olduğunu gördük. Kızım can havliyle o yılanı bir taş yardımıyla ezdi ve ziyaretin 50 metre aşağı kalan kısmında bir dut ağacının dibine gömdü. Ertesi gün hiç tanımadığımız sakallı nur yüzlü bir adam geldi ve dedi ki :” Siz burda bir yılanı öldürüp dut ağacının dibinde mi gömdünüz” Adam bu soruyu sorduğunda her tarafım titredi bunu bizden başka kimsenin bilmemesi gerekiyordu sonuçta “Evet” diye cevap verince adam: “Şimdi gidip bakın o gömdüğünüz yere ordamı diye dedi ve konuşmaya devam etti: O ziyaretin koruyucu yılanıdır. Sizin gözünüzde o ölmüş olabilir fakat ziyareti korumaya devam edecektir” diye konuşup gitti. Gidip bakıldığında ise orada yılan olmadığı anlaşıldı. o günden bu güne hiç bir yılanı öldürmedim aksine daha çok koruduk. Yılanların zaten zararı olmadığını biliyorduk “

Bedia nenemiz yılanları o günden beridir öldürmüyor fakat yine de ağacın üstünde olan bir yılan onu tedirgin etmiş ve onu sopayla yere düşürmüş ve gitmesine izin vermiş fakat bu sefer rüyasında oğlunun 3. kattan düştüğünü görünce yılanlara dokunmamaya yemin etmiş.

Ne ilginç hikayeler var değil mi Asel’im? Hikayenin ne olduğunu umursamayacak insanlarda olabilir fakat verdiği mesajlar bizim doğayla olan yaşamlarımızı sorgulatıyor. Bizler doğayla bir olabilmek için daha çok çalışmalıyız.

Son olarak M.G. adlı biri var Kim mi bu M.G.? Hemen söyleyelim daha önce hiç buraya gelmemiş Antakyalı bir iş adamı fakat Almanya’da ve burayı rüyasında görüyor ve öyle bir yer olup olmadığını soruyor ve Bedia nenemize ulaşıyor evet diyor ve biraz yardım teklifinde bulunuyor.

Bir süre sonra M.G. suçsuz olduğu bir olaydan ötürü hapse giriyor ve rüyasında birini görüyor Hz. Hızırın askerlerinden biri olduğunu söylüyor ve ona bulunduğu durumdan onu kurtaracağını ve cezaevinden çıkaracağını söylüyor ama bunun karşılığında bu ziyaretin bakım ve ihtiyaçlarını karşılamasını istiyor.

M.G. bir süre sonra cezaevinden çıkıyor ve gerçek suçlular cezaevine giriyor. kendisi alakası olmadığı bir suçtan dolayı hapse girildiği anlaşılıyor. M.G. ise daha önce hiç gelmediği bu ziyarete gelip güneş enerjisinden tüm bakım ve ihtiyaçlarını karşılıyor ve kimseden bir şey istemiyor…

evet kızım sana tek solukta okuyabileceğin  çok güzel mesajları olan bir ziyaretin hikayesini yazdım. Umarım sende bunlardan ders alır ve geleceğini bunların üzerine kurarsın.

Sonuçta bu ziyaret yaklaşık bir ay önce bağışların bulunduğu  kasası çalınmış  ve suçlular bulunamamış. Dünya giderek daha kötü bir yer oluyor. Dünyayı değiştirmek için umarım sen ve senin gibi insanlar bir şeyler yaparlar.

10.09.2017 MeKa [Malik Kazan]

*Asel: Kızım

Bu hikaye arapça anlatılıp türkçeye çevrilmiştir.

Teşekkürler: Bedia İS , İrfan İS ve Ailesi

Fotoğraflar;

1 yorum

  1. çok güzel hikayesi varmış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.